BULUTLAR
Yağmur susar mı? Öyle bir susar ki yağmak için çırpınır ama bulutların iznini bekler. İzin vermezse bulutlar, yağmur kendi içinde buharlașır, özleyen toprak diz çöker ve kurumuş güller izin ister lâkin bulutların keyfini bekler. Toprak çatlayarak kurak kurak hasret çeker, bir damla yağmurun gözyaşını bekler. Yağarsa yamur doyacak toprak, dolacak çatlak...
Allah'tan izin isterim ve bulutlara merhamet derim. Sende Allah'ın lütfü bulutumsun öyle asi öyle bilinmez; arştan inmeye yeminli, kurak yüreğimi sarmaya isyankâr... İşte üzülmek kâfi gelmiyor. Göklere yükledim feryadımı duyar mısın yoksa tıkanmış kulakların, sağır mısın? Artık inadı bırakıp yağar mısın? Bilmiyorum. Koca bir kurak çukurda seni beklemekten kuru kuru boğuluyorum, kendi çığlığım sarıyor boynumu.
Yağmursuz dökülüyor gözlerim avuçlarıma, sen birikiyor kucağımda ve almıyor yüreğim gelip taşıyor bu dolunay akşamında... Yıldızlar bile beni seyrediyor acıyan bakışlar ile.
Yağmur diyorduk hatta nisan yağmurları, kırk ikindiler... Hepsi oluyor hatta leylekler bile dönmüş yuvasına, senden eser yok buralarda.
Söyle söyle adresimi unuttun, sokakları, caddeleri mi unuttun yoksa beni mi unuttun? Bu dolunayın kuşattığı serseri akşamda yine yoksun. Ve çaresiz bir ben, bir de hüzünlü sevdam ile seni konuşuyoruz ve zifiri karanlık.
Yağmur susmuyor işte, buraya yağmaz ise başka bir yere yağıyor. Bu serseri akşamda sitem etsem yüreğim karşı çıkıyor buna, dur diyor dur! Anlayacağın gönlümce kızamıyorum, el vermiyor yüreğim, anla!