Değerli okurlarım.! Bir ay boyunca tutmuş olduğumuz oruçlar, yaptığımız ibadetler, yapmış olduğumuz hayır ve hasenatlarla geçirdik. Ruhlarımızı manen güncelledik ve sonunda ramazan bayramına kavuşmuş bulunmaktayız. Ramazan bayramına (ıyd-ı fıtr) yani açmak, iftar açmak manasına geldiğinden, artık yiyip içebilirsin yememe içmeme yasağının sona erdiği, Bu davranışları yaptıktan sonra bayramı hak edildiğinin ilanıdır bayram.
Bayram; toplumların hayatında mutluluk ve güzelliklerin, insanın kalbini yumuşattığı, vicdanların olağanüstü merhamet deryasına dönüştüğü müstesna günlerdir. Bayram, nefis muhasebesi yapmak, kendine dönmek, yapılan hataları hatırlayıp pişmanlık duymaktır. Bayram,sevgi, hoşgörü, insani ve imani güzel hasletleri dışa vurma halinin yansımasıdır. Bayram; bir gönüle dokunabilmek, bir öksüzün başını okşayabilmek, kırılmış kalpleri kazanma zamanlardır. Özellikle Sadaka-i fıtırlarımızı unuttuysan bile derhal geç kalınmış olsa bile vererek mutlu etmektir bayram. Bayram; sofralarımızı yoksullara açmak, imkan varsa çocuklara harçlıkları dağıtmaktır .Bu yaptığımız güzel hasletler kendimiz içindir. Sevdiğimiz şeylerden harcamaktır. Sağlığımız ve tüm azalarımızın şükrünü eda etmektir bayram. Her saniye yaratma halinde olan yüce Allah’a hamd etmenin doruğa ulaştığı zamandır bayram. Allah’a, yakın olduğumuzu hissettirmektir.Kötü nefis ve şeytana ve kötülere karşı savaşmaktır bayram. Cehennem den kurtuluşumuzun nişanesi olarak cennet beratımızı alabilmektir bayram. Mazlumları, kimsesizleri hatırlamak, onların yaşadığı hayatın zorluklarını empati (duygudaşlık) yaparak anlamaktır bayram. Adaleti, hakkaniyetli, dürüstlüğü düşüne bilmektir. Veren elin, alan elden üstün olduğunun idrakine vararak çok çalışıp muhtaç olan insanların elinden tutabilmektir bayram. Sahabenin, ecdadımızın yaptığı gibi, tüm malını veya gücü yettiğince topluma bağışlaya bilmektedir.Hz. Osman, suyun olmadığı kıtlık zamanında bir Yahudi'den su kuyusunu satın alarak toplumun ihtiyacını karşılaya bilmektir bayram. Verdiğimiz zekat ve sadakaların, yoksul ve çaresizlerin bir hakkı olduğunu bilmektir. Sosyal yapıda 2023 verilerine göre, ülkemizde zekat verme bilançosu 85 milyar dolar olduğu ve bunu gerçek ihtiyaç sahiplerine dağıtıldığını düşünmenin getirdiği mutluluğu anlayabilmektir bayram. Bunların yanında Sıla-i Rahimi ziyaret etmek, eş dost, komşu ve arkadaşları ile bayramlaşıp, kucaklaşarak bayram gibi bayram yapmaktır. Vefalı olabilmektir bayram. Kur’an’ı kerimde, muâyede yani bayramlaşma ;ID(Maide suresi 114.ayet) kelimesiyle ifade edilir. Ancak bir çok hadiste de geniş şekilde yer verilmektedir. Müslüman etrafına ışık saçan bir nur gibidir. Gittiği yere huzur ve güzellik götürür. Bu meyanda bayram, tatil yapmak için değil, evini misafirlere açmak ve gelenlere ikram etmektir bayram. Ziyaret etme zamanlardır. bayram.Geçmişini, ecdadını hatırlayıp onlara hayır dua etmektir bayram. Sen dinamik iken tatile kaçarsan, elbette yaşlandığında beklediğin ziyaretçiler gelmez, gelen olur mu diye kapılara baktırandır bayram. Bu nedenle Allah hiç kimsenin ziyaretçisini ve misafirini eksik etmesin. Yakınlarımızı bayramda, mahrum ve mahzun bırakmayalım. Yollarınızı özlemle bekletmemektir bayram. Sevdiklerinize, sağ salim kavuşmak için sabırla, hız yapmadan trafik kurallarına uyarak ulaşmaktır bayram. Ziyaretlerinizi bizzat şahsen giderek yapmaktır bayram. Anne-baba ve akrabaların bayram dualarını almaya çalışmaktır. Onların Ahını almamak için yaşamaktır bayram. Bayram; Telefon, mesaj gibi yollarla geçiştirecek kadar basit olmadığını bilmektir. Tüm bunların da bir kul hakkı olduğunu bilmektir bayram.
Bayram; yıllardır zalimlerin ve emperyalistlerin zulmü altında inim inim inleyen, yerlerinden yurtlarından edilen, insanlık adına utanç verici bir şekilde soykırım yapmaya utanmadan sıkılmadan devam edenleri bıkmadan zalimliklerini anlamaktır bayram. Dünyada ki tüm mazlumlar dahil olmak üzere Filistin, Gazze deki mazlumlara ve Doğu Türkistan’da ki Mazlum durum da olan, her şeyleri yok olmuş, kutsalları ellerinden alınmış yaşam hakkı verilmeyen masumları unutmamak ve unutturmamaktır bayram. Tıka basa yemeyip, açları da düşünmektir bayram. Evinde, Hastanede veya başka yerde hasta olupta şifa bekleyenleri hatırlayıp onlar için şifa dilemektir bayram. Vatanı bize emanet eden ecdadımızı yad etmektir bayram . Mazluma yardım, insani, vicdani ve İslami olarak görevimiz olduğunu bilmektir bayram. Soykırımcı siyonistleri, boykottan tutun da elimizden gelebilecek her türlü yardıma devam etmektir bayram. Bu mazlumlara karşı sessiz kalmak veya zalimi desteklemek insanlığa hainlik, Müslümanlara kaypaklıktır. Firavunun yanında olmak demektir. Zalimleri sürekli dünyada yaptıklarını her platformda dile getire bilmektir bayram. Bayramlar sadece, yemek, içmek, gezmek değil, İnsanları sevmek, çocukları sevmek, gönülleri hoş tutmaktır. Kucaklayıcı olabilmek, şefkat kanatlarımı tüm canlılara açabilmektir. Fesatlık, kıskançlık, dedikodu yapmamaktır. Bayram, insanları çekiştirmemek, kutuplaştırmamaktır. İstediğim her güzel şey, Bende de olsun karşımdakinde de olsun, duygusunu yaşayabilmektir bayram.
Yazımı okuyan kıymetli kardeşlerim! Allah Resulü (s.a.v.) den güzel bir örnek ile yazımı tamamlayayım. Bir bayram günü herkes bayram kutlarken, O Medine sokaklarında masum, kimsesiz var mı diye dolaşırken, bir köşede ağlamakta olan küçük bir kız çocuğu görmüş. Elleriyle yüzünü kapatmış bir şekilde ağlıyordu. Peygamberimiz küçük kızı bu halde görünce dayanamamış ve sormuş: "Yavrucuğum bugün bayram. Bu mutlu günde neden ağlıyorsun?" Çocuk içini çekerek, başını hiç kaldırmadan ve soruyu soranın kim olduğunu bilmeden cevap vermiş:
"Geçen bayram babam bizimleydi ama artık yok. Son savaşta Peygamberimiz ile yan yana dövüştü, sonuna kadar savaştı ama şehit düştü. Onu çok özlüyorum. İnsan böyle yetim kalınca elbette ağlar." Peygamberimiz küçük kızın sözlerine çok üzüldü. Küçük kızın başını okşayarak şöyle dedi: "Gözlerinin yaşını sil yavrucuğum. Allah'ın Peygamberi baban, Fatıma ablan, Ayşe de annen olsun istemez misin? "Küçük kız bu sözleri duyunca yavaşça başını kaldırmış ve karşısında Peygamberimizi görünce çok şaşırmış, bir o kadar da sevinmiş. Başını "evet" anlamında sallamış ve Peygamberimiz'in o mübarek elini tutarak O'nun evine doğru yürümeye başladılar. Eve geldiklerinde Hz. Fatıma ve Hz. Aişe de bu küçük kızı çok sevdiler. Güzel ve yeni elbiseler giydirmişler, saçlarını taramışlar. Karnını doyurup bayram harçlığını vermişler. Sonra da oynasın diye sokağa, çocukların arasına göndermişler. Çocuklar bu küçük yetim kızı yeni elbiseler içinde ve mutlu bir yüzle görünce çok şaşırmışlar ve sormuşlar ;"Ne oldu sana böyle? demişler" Yetim kız cevap vermiş: "Benim de bir babam var artık! Hem öyle bir baba ki; eşsiz, benzersiz. Böyle babası olan sevinmez mi? Şefkatli Ayşe annem var. Beni seven, bana yeni elbiseler giydiren Fatma ablam var. Böyle ailesi olan sevinmez mi? Bu yüzden çok mutluyum" demiş. Böyle güzellikleri, öksüz, yetim ve kimsesizlere yaşatmak temennisi ile.
Bayramınız bayram gibi olsun. Allah, korktuklarımızdan emin, umutlarımıza nail, dualarımızı kabul eylesin. Selam ve Dua ile Kalın…
YORUMLAR