DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

[email protected]

SURİYE'NİN MAKUS TARİHİ  SONA ERİYOR  MU !

16 Aralık 2024 - 00:01

         Suriye’yi, m. 634 yılında Hâlid bin Velîd Komutasındaki İslam ordusu hakimiyeti sağlaması ile Suriye Müslümanlara geçmiş ve İslam yurdu olmuştur. Osmanlı Devleti, 1516 yılında Suriye'de Mercidabık Savaşında Memlüklüler’le yapılan savaşta Suriye'yi  almıştır. 9 ocak 1517 yılında Suriye’den sonra Gazze’den Mısır’a doğru ordusu ile ilerleyen Yavuz Sultan Selim yeniden toplanan Memlüklü ordusunu Ridaniye de yeniden bozguna uğratarak Mısır ülkesini fethetmiştir. İslâm aleminin Halifeliği de Memlüklüler de bulunmaktaydı. Dolayısıyla Halifelikte Osmanlı devletine geçmiş ve Osmanlı Devletinde ilk  defa İslam  Halifesi Yavuz Sultan Selim olmuştur. Suriye toprakları da  Osmanlı hâkimiyetine girerek, 1918 yılına kadar kesintisiz 402 yıl Türklerin hâkimiyetinde kalmıştır.

Osmanlı döneminde Suriye, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan adeta altın çağını yaşamıştır. Türkler, 1918 yılında Suriye'den çekilmek zorunda kalmıştır. Osmanlı Suriye’yi Biladü’ş-Şam olarak isimlendirmiştir. İngiliz hayranı ve ajanı Şerif Hüseyin’e devlet kurma sözü veren İngilizlerle bir olup halkı kıştırtmış ve Türklere karşı savaşmıştır. 1.Dünya savaşı sonunda, itilaf Devletleri, San Remo konferansında Sykes Picot anlaşması çerçevesinde Filistin’i İngilize, Suriye ve Lübnan’ı ise Fransızlara bırakmışlar 1920 den 1946’ya kadar Fransız mandasıyla yönetilmiştir.1946 da milletler cemiyeti tarafından Fransa’nın fiili yönetimi sonra ermiş, ancak Suriye’de nüfuzunu devam ettirmiştir. 21 şubat 1958’de Suriye her iki ülkenin (Suriye ve Lübnan) milletleri tarafından referandum ile onaylanmasını ardından Birleşik Arap Cumhuriyetini(BAC) oluşturmak  üzere Mısır ile birleşti. Ancak 1961de Suriye,Arap Cumhuriyetinden ayrılarak bağımsız ve müstakil bir ülke oldu.Ne var ki 1963 den 2024 de kadar, Baas partisi tarafından 61 yıl baskı ile yönetmiştir.13 Kasım 1970’de askeri bir darbe ile Baas Partili Hafız Esad  iktidara geldi ve 2000 yılındaki ölümüne kadar devam etti. 2000 yılından 2024 yılı Aralık ayının. başlarında Suriye halkının tüm unsurları birleşerek ülkeyi kurtarmış ve Beşar Esad iktidardan düşürülmüştür. Suriye’nin makus talihinde Sünni Müslümanlar hep mazlum duruma düşürülmüşlerdir.

Çok sıkıntı çekmişlerdir.Esad ailesi kendinden olmayan halkı baskı altında tutmuş, özellikle Türkmen Müslümanlar sürekli baskı altında her şeyden mahrum bırakılmışlardır. Suriye halkının özgürce, zulümden uzak, zulüm ihraç eden büyük şeytan devletleri ve onların yalakalarından uzak, birlik ve beraberlik içerisinde huzurlu ve mutlu bir bütün halinde olmaları, insanlığın ve Müslümanların inşaallah lehine dönecek şekilde bir gelecek içerisinde mutlu insanların olduğu bir ülke olmasını  yüce  Allah’tan temenni ediyoruz.

       Esad  rejimi, ülkenin yüzde 14’ünü oluşturan Nusayri ailesinden olup 53 yılı aşkın despot bir yönetimle özellikle Sünni Müslümanlara kan kusturmuş ve bir çok halka kimlik dahi vermemiş bir zalim  yönetim, tarihte zalim anılanlar listesine girmiştir.6 milyon insan ülkeden kaçmak durumunda kalmış, 7 milyonu da ülke içerisinde yerlerinden edilmiştir. Yüzbinlercesi de katledilmiştir. Nusayrilik;Şii kökenli fırkalardan bir inanıştır. Dinî bir prensip olarak kabul ettikleri, Şiiler de de olduğu gibi takiyye/gizlilik anlayışı ile güvenli bir yapıdan uzaktırlar. Özellikle Şiiler gibi, Allah Resulüne,Hz. Hatice ve Aişe validelerimize, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer Hz. Osman ve Ashabı güzün efendilerimize olmadık hakareti yaparak kötülerler. Nerede bir Sünni var ise yok etmek üzere hayatlarını ona göre kurgulamaktadırlar. Suriye ülkesini özgürlüğe kavuşturan halkının yanında, Türk devleti ve Türk milletinin de fevkalade katkısını ve muhacirlere olan misafirperverliğini  de unutmamak gerekir. Bunu da tarih   altın harflerle yazacaktır. 1988 yılında Saddam Hüseyinin Halepçe de binlerce insanı zehirleyerek ve katlettiği gibi, Hâfız Esad ise 1982 yılında 40 bin insanı katleden hâfız Esad; Baas baskı rejimlerinin yaptığı insanlık dışı katliamlarını insanların unutmaması gerekir. Suriye de olan son olaylarda anlatılan yürek yakan hikayelerden anlatıldığı göre; halkıma bomba atmam diyen pilotu 40 yılı aşkın hapiste işkence ederek tutması gibi binlerce acı hikayeleri haber bültenlerine yansımaktadır. Sednaya ve daha birçok hastanelerde, hayvanların dahi yaşayamayacağı yerlerde,y erin altında kat kat hücreler ve işkence odalarında yüzbinlerce insanı katlettiği, pres makinelerle yok ettiği anlatılmaktadır. Kameralarda görüldüğü halde, binanın neresinde oldukları bulunamayan binlerce insan hala bulmak için uğraş verdikleri görülmektedir. Kafayı oynatanlar, ismini dahi unutanlar, haftalarca su ve ekmek olmadan hayatta kalanlar vs birçok  acı hikayeler anlatılmaktadır. Bunları duyan merhamet sahibi bir insan dayanabilir mi sizce? Bunları yapan zalimler insanlığın hangi kategorisindeler. Demek ki zalimin; dinlisi, dinsizi, dillisi, dilsizi, milletlisi,milletsizi olmaz. kültürlüsü, kültürsüz, eğitimlisi, eğitimsizi olmaz. Zalim zalimdir. Binlerce mazlumun ve ayla bebeğin ahının tuttuğunu düşünmek gerekiyor. Bu zulümler ortaya çıkınca Suriyelilerin ülkelerinden neden  kaçtıklarını ve ülkelerinden neden ayrıldıklarını anlamayan insanlar bu olayları görünce biraz vicdan varsa anlaya cağını ümit ediyorum.

     Tolstoy der ki; Acı duyabiliyorsan canlısın, Başkasının acısını duyabiliyorsan insansın. Selam ve Dua ile Kalın…
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum