Küreselleşme ve materyalizm başta olmak üzere pek çok olumsuz etkenin aşındırdığı etik değerlerimize olan bağlılığımız her geçen gün biraz daha azalıyor.
Yavaş yavaş çürüyor insan yanımız…
Eminim farkındasınız; yaşanan değerler erozyonunun bir sonucu olarak, hiç hak etmedikleri sıfatlarla anılmaya başladı erdemli insanlar… İyi niyetlilere saf, alçakgönüllülere ezik deniliyor artık... Dürüst olanlar aptal, sabırlı olanlar pasif, fedakâr olanlar enayi olarak damgalanıyor… İnsanı insan yapan nitelikler aşağılanırken, insanlıktan çıkaran nitelikler yüceltiliyor….
Popüler kültürün arızalı pusulasının gösterdiği yöne doğru yürüyen çoğunluk; çıkarcı, rekabetçi, bencil bir yaşam anlayışını benimsiyor. Kolay ya da illegal yollarla para kazanıp zengin olanlar açıkgöz, işini bilen kişiler olarak alkışlanıp takdir edilirken, çalışkan, azimli ve dürüst kişiler iş bilmez olarak değerlendiriliyor.
Kurnazlık, bencillik, çıkarcılık hatta çakallık başarı olarak lanse ediliyor ne yazık ki…
Sadece “değerler erozyonu” değil, “değerler karmaşası” da yaşadığımız ahlaki çöküşün kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konu.
Bilinçsizce yüklenilen misyonların yansıması, onarılması güç kişilik bozukluklarına yol açıyor; samimiyetle patavatsızlık --hatta hadsizlik--, özgüvenle şımarıklık, kararlılıkla inatçılık, azimle harislik birbirine karıştırılıyor…
Ortalık özgüvenli olduğunu sanan şımarıklarla, samimi olduğunu düşünen patavatsızlarla, azimliyim diye dolaşan harislerle dolu maalesef…
Hayatın her alanında gittikçe belirginleşmeye başlayan toplumsal yozlaşma ve değerler kaybı, duyarlı insanların derinden hissettiği sosyal bir sancı haline geldi artık.
Dürüstlük, doğruluk, çalışkanlık, alçakgönüllülük, hoşgörü gibi bizi biz yapan değerlerimizi korumak ve bu yozlaşmaya karşı durmak bireysel sorumluluklarımız arasında – belki de en başında- yer almalı. Bu konuda başta eğitim kurumları olmak üzere tüm kurumlar üzerine düşeni yapmalı. Mevcut eğitim sistemi nedeniyle önceliğini akademik başarı olarak belirlemek zorunda bırakılan okullarımız sadece öğretim kanadına değil eğitim kanadına da gereken özeni göstermeli.
Çok geç olmadan…
/Bu yazımda ahlaki çöküşümüzün sadece kavramsal boyutuna değinmeye çalıştım. Çok daha vahim olan olgusal boyutu bir başka yazımın konusu olacak/
YORUMLAR